Archive for the ‘sanat’ Category

MİNİK SERÇE

Posted: August 11, 2010 in art, sanat

Bu da günün ikinci kuşlu yazısı. Minik serçemi üniversite yıllarımda sanırım grafik dersinde boyamıştım. Aslında ben bu kuşu tamamen unutmuştum. Bileğim kırıldığı dönemde annemde kalırken bir baktım duvarda asılı duruyor. Fotoğrafını çekip sizinle paylaşmak istedim.
Teknik: Guaj Boya – Boyut:25X25cm.

SERAMİK PANO

Posted: August 10, 2010 in art, sanat, seramik

Üniversitede 3 sene seçmeli olarak seramik dersi almıştım. 4 parçadan oluşan bu 80X80 cm.boyutlarındaki pano da 4. sınıfta yaptığım büyük boyutlu son çalışmamdı. Doğa olaylarını anlatmamız istenmişti. Bunun için önce eskiz çalışmaları yaptık tabii. Seramik hocam Aysun Diniz eskizlerim arasından bir tanesini seçti ve eline makası aldı. Benim “süper oldu bu, harika” dediğim eskizimi makasla kesmeğe başladı. Gözlerimi faltaşı gibi açmış onu izliyorum bir yandan da gitti güzelim eskiz diyordum. Sonra bana şunu suraya yapıştır, bunu buraya yapıştır, bunu sola, şunu sağa derken ortaya bu çıktı. Sonuçtan tabii ki şimdi çok memnunum. Salonumda en güzel yerde asılı duruyor ve benim için çok değerli. Çünkü bu çalışmadan sonra okuldan mezun oldum ve maalesef seramik yapmaya bir daha fırsatım olmadı.
Tema doğa olaylarıydı da sen şimdi burada ne anlattın diye sorarsanız: kırılmalar,yağmur ve dalgaları anlatmak istediğimi söyleyebilirim.

*Bugün Bursa genelinde ortak sınav vardı. Bende öğrenciler soruları cevaplarken Lady Lulu’yu çizdim. Aslında Şebnem Bebek Broşlar için eskiz çalışayım diye başlamıştım. Bittiğinde bir baktım anneannemin eski berjerine kurulmuş oturuyor Lulu.

*Bu sıralar blogla ilgilenemedim, yorumlara cevap yazamadım, arkadaşlarım neler yazmışlar okuyamadım. Umarım bu durum yakında geçer.

*Bu gördüğünüz güzel yastığın kumaşını yaklaşık 2 ay önce blogger arkadaşlarımdan leyya-craftmania‘dan almıştım. Kendisi kumaşlar ve keçelerle harikalar yaratan biri. Bu kumaştan sizde almak ya da daha ayrıntılı bilgi edinmek isterseniz burayı okuyabilirsiniz.
Kumaşı alırken ne yapıcağım hakkında hiçbir fikrim yoktu. Daha doğrusu bu kumaşla ben neler yaparım neler diyerek sipariş verdim. Fakat aklımda kesin bir fikir yoktu. Sonunda kumaşı kardeşimin becerikli ellerine emanet ettim ve ortaya bu güzel Marilyn Monroe Yastık çıktı. Aslında iki tane olacak fakat diğerini henüz dikmemiş.
Salonda beyaz koltukların üzerinde petrol mavisi, siyah ve beyaz renkleriyle çok hoş oldu. Fakat fotoğrafı gece çektiğim için renkler tam olduğu gibi çıkmamış.

Bir haftadır bilgisayarıma fotoğraf yükleyemiyorum. Sebebini hala çözebilmiş değilim. Bluetooth programını kaldırıp tekrar yükledim, söktüm, taktım uğraştım bir türlü olmuyor. Dolayısıyla martın başından beri yaptığım cicilerimi sizinle paylaşamıyorum. Pasajıma yeni ürün ekleyemiyorum. Yarın bu soruna radikal bir çözüm bulmam gerekiyor. Yoksa sıkıntıdan patlayacağım.

Kendi fotoğraflarım olmasa da size bir haftadır olanlardan ve yaptıklarımdan söz edeyim.


*Etsy’den ısmarladığım cameolarıma kavuştum sonunda. Fü’cüğüm ta Los Angeles’tan bana pakedi gönderdi.Cameolar arasında bu aşağıdakinden de olmak üzere bir çok romantik vintage görünümlü çeşit var. 5 tane de Guns and Roses Skull Cameo aldım. Kendim seçtim diye söylemiyorum hepsi de çok güzeller. Kolye, bileklik, taç, broş olmayı bekliyor şimdi kuzular:)

*Geçen cumartesi Bizimgibiler beni aradı ve malzeme almaya çıktığını söyledi. Bende bunu duyar duymaz yağmur çamur demeden attım kendimi dışarı. Pek keyifli güzel bir gündü. Islandık,üşüdük hatta ben bir dolmuş şoförünün nefretini kazandım ama olsun yine de harika bir cumartesiydi.

*Pazartesi yani 8 Mart Kadınlar Günü’nde sanatsal bir etkinlikte bulundum.
İlkokul arkadaşım sevgili Canan’ın da içinde bulunduğu Bursa Nar Seramik ve Sanat Grubu’nun düzenlemiş olduğu “KADIN’IN ELİ DEĞERSE” adlı sanatsal etkinliğe katıldım. Etkinlik hakkındaki ayrıntılı post ve fotoğrafları bilgisardaki sorununu çözdükten sonra yazacağım. Çünkü benim için çok keyifli ve özel bir gündü. Etkinliği, Canan’cığımı ve orada 2 dak. tanışıp pek sevdiğim Sevim Hanım’ı anlatmadan olmaz.

İşte günler böyle geçerken ben, küçücük fıçıcık sevimli ve dağanık atölyemde kendi çalışmalarıma devam ettim. Sizinle paylaşacak bir çok çalışma birikti. Umarım artık yarın bu sorun düzelir ve ben rutin post durumuma geçebilirim.

İstanbul’daki sanatsever ve ART MAMİLA sever arkadaşlarımızın bu sergiyi kaçırmamaları gerektiğini düşünüyorum. Mamila’nın yaptığı eserleri hepimiz ilgiyle ve hayranlıkla takip ediyoruz. İstanbul’dakiler çok şanslı ki eserlerini daha yakından, canlı canlı görebilecekler.
Bugün saat17:00 ve 19:00 arasında açılış kokteyli varmış.
Biz İstanbul dışındakilerde http://www.artzade.com/‘dan sergiyi online olarak izleyebilcekmişiz.
Mamila’cığım başarılar diliyorum sana:)

Daha ayrıntılı bilgiyi kendisinin blogundan öğrenebilirsiniz.

Bugünlerde gezmekten, eğlenmekten bloğuma yazmaya vakit ayıramadım. Azıcık durulup da neler yaptım yazayım.
Bugün iki film birden izledim. Gündüz saat 16:00 da tek başıma gidip Renaissance izledim.
Film fransız yapımı harika bir animasyon. Sadece siyah ve beyazı kullanarak öyle çok şey anlatılmış ki hayran olmamak elde değil. Konusu polisiye bir film gibi başlayıp sonu gerçekten ilginç biten bir filmdi. Bu animasyonu izlerken bazen gerçek bir film izliyormuş hissine kapılıyor insan. Çünkü çizimler, karakterler, 2054 yılındaki Paris mimarisi öyle gerçek ve etkileyici ki. Sinemayı ve animasyonu sevenlerin mutlaka izlemesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.

Sonra Coco’yu beraber izleyeceğim arkadaşlarım Bahar ve Kamil’in evine gittim.
Güzeeel bir yemek ve keyifli bir sohbetten sonra 21:30 da
Coco Chanel & Igor Stravinsky: Büyük Aşk‘ı izlemeye gittik.
Çok baskın, güçlü, marjinal ve tutkulu bir kadın Coco Chanel. Stranvinsky, evli ve 4 çocuklu Rus devriminden sonra Fransa’ya yerleşen bir mülteci konumunda. Stranvinsky’nin önce müziğinden sonradan kendinden çok etkileniyor. Aralarında karşı koyamadıkları bir aşk başlıyor. Filmin sonunda bu büyük aşktan ortaya Chanel No:5 efsanevi parfüm ve herkesçe besteleri kabul gören, sayılan, takdir edilen bir Stranvinsky ortaya çıkıyor.
“Her başarılı erkeğin arkasında bir kadın vardır, onun arkasında da karısı vardır”
gibi bir ana fikir çıkıyor ortaya:)
Acı ama gerçek bu.

Bahar, Kamil ve Kokoş Duru, Coco’yu izledikten sonra Kokoreç yemeğe gitti.
Yani anlayacağınız günümüz pek koko geçti:)

Markafoni’den Çöp(m)adam çantamda dün geldi. Fakat yazısını yarın yazacağım. O kadar güzel ve emek verilmiş ki onu bu yazının arasına sıkıştırmak istemedim.

Bugün biraz sanatsal biraz da yine alışverişle dolu bir gün geçirdim.Yani kendi adıma gayet güzel bir gün geçirmiş oldum.
4.Uluslararası Bursa Film Festivali sayesinde 14-22 Kasım arası Bursa’da keyifli zaman geçirebileceğimiz bir hafta olacak. Festival başlayalı 4 gün oldu aslında. Ben ancak bugün festival takvimi hakkında bilgi alma fırsatı bulabildim. Festivalde 140 yakın film gösterimde olacak. Ücretsiz sinema kursları, atölyeler, sergiler, söyleşiler, panellerle dolu dolu bir hafta geçiyor Bursa’da. Ben bugün Tayyare Kültür Merkezi’nde 2 fotoğraf sergisini izledim ve festival katoluğunu alıp incelemeye başladım. Yarından itiberen 18-21-22 Kasım tarihlerinde gösterimde olacak 4 filmi izlemeyi düşünüyorum. Pazar gününe 2 film sığdırıcam:)
İzlemeyi düşündüğüm filmler :Metropolis, 9(Nine), Rönesans, Coco Chanel & Igor Stravinsky:Büyük Aşk
Festivalde ücretsiz sinema kurslarıda veriliyor. Son başvurular 4 Kasımda internet üzerinden yapılmış. Başvuru yapıldıktan sonra incelenip kursa uygun olup olmadığınıza karar verilip size mail yoluyla cevap veriliyormuş. Sinema ile ilgilenenlere duyurulur. Ücretsiz sinema kursu almak isterseniz gelecek sene Kasım ayının başında BURAYA başvurunuzu yapmalısınız. Şu an devam etmekte olan dersler hakkında bilgilerde BURADA

Gelelim bugünkü malzeme alışverişime:)
Kendime deri üzerine taşlar,tüller,güller vs. ile süslü bir kolye yapmak istiyorum.Cuma günü bizim okulun öğretmenler günü dolayısıyla bir yemeği olacak. Yapacağım kolyeyi orada takmayı düşünüyorum. Umarım güzel bişeyler çıkarabilirim ortaya. Daha önceden bu tarz bir kolye yapmıştım. Fakat onu cuma gecesi için kullanamam.Çünkü kıyafetime uymuyor. Kolye için aldığım malzemelerin nereyse tamamı vintage. Satan adam “HURDA” kategorisine koyduğu yerden çıkardı bunları. Fakat bu hurdalar için benden de 40TL.ye yakın bir ücrette aldı:) Hurda yahu bunlar, daha ucuza verseydin ya:) Fakat bu çeşit hatta, kalitesiz ve plastik malzemelerle yapılmış bir kolyenin fiyatını geçenlerde 36 Euro-yaklaşık 80TL.civarı olduğunu gördüğüm için 40tl verirken içim bir hoş olsada verdim gitti.Aldığım HURDALARIN taşlarının geneli taş ve eski. “Eski görünümlü” değil “gerçekten eski” oldukları için daha çok sevdim zaten. Fotoğrafın sol üst köşesindeki fermuardan yapılmış gülü ben yaptım. Birde büyük oval ve kare taşlarda daha önceden bende vardı zaten. Onlar gerçek taş değil sadece.