Archive for the ‘Kitsch’ Category

 Hatırlar mısınız  UCUZ YOLLU GEYİK KAFASI ARANIYOR diye bağırınıp durmuştum bir zamanlar? Blog arkadaşlarım ve özellikle de Nedret Ablam benim için seferber olmuş geyik kafası bulmaya çalışmıştık. Bulduklarımız pahalı olunca benim yapmama karar vermiştik. Fakat Nedret Ablam ara ara internette rastladığı her geyik kafalı craft projesini bana yollardı. Bende “hııımmm bu da güzelmiş, bakalım ne zaman vakit bulup yapıcam.” derdim hep ama yapamazdım. Kadıncağız demek ki benden iyice ümidini kesmiş ve sonunda kendisi bana muhteşem bir geyik kafası yapıp göndermiş. Kargo biraz önce geldi. Görünce nasıl mutlu oldum nasıl kahkaha attım anlatamam. Şu an salonumda asılı duruyor. Olduğu yere de nasıl da yakıştı:) Ben planlayıp yapsam bu kadar ölçüyü tuturamazdım.

Çok teşekkürler CANIM ABLACIM.
Beni çok ama çok mutlu ettin:)
Şu blog dünyasının bana kazandırdığı en değerli insanlardan birisin.
Şimdi kendime bir kahve yapıp, bu güzelliğin ve dostluğun tadını çıkaracağım:)

SEVGİLER:)

Eveeet bir RİCE’dan aşırma proje ile daha karşınızdayım.
Hani taa ağustos ayında Ucuz Yollu Geyik Kafası Arıyorum diye bağırınıp durmuştum ve o yazımda RİCE adlı bir dekorasyon firmasından sözetmiştim. Rice’da ne yapmışlarsa hepsini çok beğenmiştim fakat öncelikli duvar dekorasyonu olduğu için onun çakmasını kendi evime uyarladım. Bu vintage görünümlü pufada bayılmıştım. Ben küçükken yengemlerin evinde böyle yastıklar, örtüler falan vardı. Dantel-tığ işi vs bilmediğim içinde pufun üzerini örmesi için pek becerikli olan ikiz kardeşimi görevlendirmiştim. O da sağolsun uzun zamandır bu tür işler yapmadığı için severek kabul etti. Rengarenk orlonları alıp mutlu mesut evine gitti:) Bizim ailede işler “geç olsun da güç olmasın” mantığıyla yürüdüğünden o da geçen gün bana taa ağustos ayında başladığı işi bitirip getirdi.
Sağolsun çok güzel ve düzgün örmüş. Ellerine sağlık kadişonum:)
Benim ipler örnektekinden biraz daha ince olduğu için 2 sıra daha pembe örülmesi gerekiyor. Gerisini ben örücem inşallah:) Hatta bir kaç kare ördüm bile.
Onlara aslında kare denmiyor galiba ama olsun sonuçta şekli kare.
Neyse efenim bu örme işi bitince pufun iskeleti için bir marangazo gitmek lazım.
Masif çamdan bir iskelet hazırlatıp yeşil renge kendim boyamayı düşünüyorum.

Bu sıralar pek keyfim yok. Yeni bir işe başlayamıyorum. Halbuki bir sürü fermuar aldım. Aklımda fermuarlarla ilgili bir sürü fikir var. Yeni BayBag tasarımları kafamda fır fır dönüyor ama bir türlü onları yapmaya elim gitmiyor.
Bende hevesim gelinceye kadar bu dantel pufu bitirmeye çalışacağım.

RİCE-2009 KIŞ KATALOĞUNU GÖRMEK İSTERSENİZ TIKLAYIN


Canım Anne’ciğimin bana verdiği dantel yakayı kolye yaptım.
Çok eski bir yaka bu aslında. Annemin dikiş diktiği zamanlardan beri hatırlıyorum bunu.
Ortada dolanıp dururdu. Bu yakayı bir t-shirtümün yakasına ya da arkasına aplike edip sonrada arkasını oyup çıkarmayı düşünüyordum. Fakat sonradan bundan güzel kolye de olur diyerek bir köşede saklamıştım. Bugün Etsy‘de dolaşırken şu kolyeleri gördüm ve hemen yakamı kolye yapmaya giriştim.
Beyaz kalın derinin üzerine dekupaj tutkalı sürdüm ve yakayı bunun üzerine güzelce yapıştırdım. Kuruduktan sonra nakış makası ile oyarak etrafından kestim. Siyah kumaştan basit güller yapmıştım taçlarıma koymak için. Onlardan bir tanesini yakanın ortasına yapıştırdım. Dantelin desenine uygun olarak da incileri ve taşları pattex kullanarak yapıştırdım. Metal bir zincir kullanarak boynuma uygun uzunlukta boyunu ayarladım.
İşte sonunda böyle şan, şöhret bir kolyem oldu:)




Nedret ablacığım, hobi odamın duvarına yaptığım dekorasyon için geyik başı araştırdı, bana harika adresler buldu.
Sonra içi rahat etmedi birde duvara çok yakışan ve uygun olan 45likler yolladı.
Kendisine çok ama çok teşekkür ediyorum. Önce fotoğraflarını çektim sonrada hemen bir tanesini duvarıma astım bile.
Duvara astığım 45lik VAGABUNDO-AFRIC SIMONE-TIKLAYIN DİNLEYİN.
Bunu seçmemin sebebi benim 780 küsür gün oynadığım Popmundo isminde bir oyun vardı.
O oyunda karakterimin rock grubunun ismi de “SIMONE” duuu:)
İşte bu tesadüf yüzden duvara Afric Simone asıldı:) Böylece plağa baktıkça hem Nedret Abla’mı hem de Popmundo günlerimi anacağım:)
Diğer 45 liklerde Ajda Pekkan-NE VARSA BENDE VAR ve Gökben-SEVDİĞİM BİLE BİLMEYECEK.

Sanırım bu 45likler kollesiyonunun bir parçasıydı.
Hediyelerine gözüm gibi bakacağım ablacığım.
Tekrar çok teşekkürler ediyorum:)

SATILDI
POP ART AYNALAR:
Son günlerde çok zevk alarak yaptığım bu aynalar 25.5cmX25.5cm ölçülerinde. Üzerilerinde kullandığım desenler pop art akımını temsil eden imajlardan oluşuyor. Ağlayan retro tarzda kadınlar, imkansız aşklar… Yani bol bol göz yaşı var:)Pasajımda satıştalar.



TAÇLAR
Bu cicileride yaparken çok eğlendim.
KOKOŞ TEDDY: İncilerle, swarovski taşlarla ve tüylerle süslü hem kokoş hem de asil bir ayıcık zat-ı âlileri.
SATILDI
KRALİYET TAAACI:) Bu da taktığınızda kendinizi kraliyet ailesine mensup bir kişi olarak hissedebileceğiniz bir taç. Kral tacı, büyük uçuş uçuş bir devekuşu tüyü,kadife bir fiyonk ve swarovski taşlar var. İkizim Deniz bu taca göz koydu ama “ben sana yine yaparım” deyip elinden kapıp satışa koydum:)

SALON DUVAR DEKORASYONU
Hep başkalarını mı süslemeye çaba harcayacağım azıcık da evimi süsleyim yahu diyerek salon için hazırlamakda olduğum duvar dekorasyonu için bir çerçeve daha boyadım. Bu aynayı hobi kursu veren ve malzemeler satan bir yerden buldum. Aslında bir kursiyere aitmiş ve yaptıktan sonra gelip almamış. Varak kaplama gayet hoş bir çerçeve ama öyle tozluydu ki anlatamam. Yıllardır orda duruyormuş. Adam o yüzden bana satmakda çekinmedi, bir sorun olmaz dedi. Benimde işime geldi çünkü tam da aradığım tarzda bir ayna üstelik 12TL:) Aynı yerden boyanmamış ham bir polyester çerçeve daha aldım 18 TL ye. O yüzden bu ayna pek bir ucuz geldi bana.
İştee bu sıralar böyle işlerle uğraştım. En kısa zamanda artık salondaki duvar dekorasyonunu bitirip karşına geçip keyif kahvesi içme zamanı geldi. 2ay dır kaplumbağa hızı ile ilerliyorum bu konuda fakat duvarı delik deşik edip sonrada pişmanlık yaşamak istemiyorum. 3 tane de minik boyutta siyah çerçeve hazırlamam gerek. Sonra çerçevelerin içine Hazine Sandığımızdan fotoğraflar seçip koyacağım.



Duvarlarınızı düzenlerken karasız kalıyorsanız aşağıdaki düzenleme planları işinize yarayabilir.
Duvar Dekosayonu Planı1
Duvar Dekosayonu Planı2

Eveet bu da duvar dekorasyonumuzun saati.
Paper mache tekniği kullanarak geyik başı yapmayı beceremezsem diye bunu boyadım.
Geyik başı yerine bunuda koyabilirim diye düşündüm. Saati uzun zamandır bu kahverengi haliyle kullandım ve bundan da sıkılmıştım. Renklenme zamanı gelmişti, iyi oldu böyle.
Bu renkte nereden çıktı böyle derseniz Gin and Tonic saatini bu tonlarda boyamış ben niye kusur kalayım dedim. Renk aslında daha açık ama fotoğraflarda daha koyu çıkmış.
Lairy Cuckoo Clock’da kullanılan renge çok yakın oldu aslında. Pembiş pembiş bana bakıyor şimdi canım saatim. Bu renge boyamadan önce pek sevmiyordum bu saati ama şimdi birden sevgili saatim oluverdi:)
Birde tasarımıma afilli bir isim buluverdim.
Pink Kitsch Clock


Rengi tuturabilmek için birçok rengi birbirine karıştırıp denemeler yaptım.
Fuşya, pembe, beyaz, kırmızı akrilik boyaları karıştırıp rengi ayarladım.
İlk kat biraz pembe-eflatun gibi bişey oldu. Tabii bu renk istediğim bir renk olmayınca yine karışımlar yaptım ve sonunda şeker pempesini elde edince 2. katı boyadım.
Sonrada 2 kat su bazlı akrilik vernik sürüp işlemi tamamladım.

Pink Kitsch Clock
Pink Kitsch Clock
DUVARIN SON HALİ ama daha bitmedi.


Bu fotoğrafı internette hop oraya hop buraya zıplarken wabi & sabi adlı blogda gördüm. BAYILDIIIM…Öyle bakakaldım dekorasyona. Bloğun düzenlenmeside ilginç. Böyle feraf ferah dolanıyorsun, az yazı, bol görsel hakim. Bloğun sahibi hangi dilde yazıyor ne diyor tek birşey bile anlamadım ama fotoğraflardan anladığım kadarıyla dekorasyon ve fotoğraf sanatına ilgisi olan biri. Fotoğraflar çok ilgi çekici ve kaliteli. Tam benlik bir blog. Tabii hemen takibe aldım kendilerini.
Bu dekorasyonda RİCE‘a ait aksesuar ve eşyalarla düzenlenmiş. Firmanın harika tasarımları var. Kiç dekorasyon objelerinden, renkli, sevimli tasarımlardan hoşlanıyorsanız sizde seversiniz bence. 3 tane Online kataloğu var. İzlemesi çok keyifli.

Evimin geneline beyaz renk hakim. Koltuklar, duvarlar, fon dışında perdeler, almayı planladığım eşyalar, hepsi bembeyaz.(KOLTUK kısmına ayrıca parantez açıp KELEBEK MOBİLYA’yı size şikayet edeceğim yakın zamanda, neyse biz konumuza dönelim.)
Ben Kapkara’yım ama evim bembeyaz:) Fakat buradaki gibi bir duvarı şeker pembesi boyayıp böyle bir köşe düzenlesem mi diye de düşünmeye başladım şimdi. Koltuğun benzeri zaten var, hem de aynı renklerde. Duvardaki resimlerin ve objelerin benzerini de yapabilirim. O güzel porselen tabağın benzerinde de var. Taa dedemin annesinden; büyük babaannemden kalma. AmA AmA AmA o GEYİK KAFASIndan yoook:) O geyik kafasından ne yapıp edip bir yerden bulmalıyım. Rice’n sitesini altını üstüne getirdim ama siteye üye olmayı başaramadım. Online satış sitesi var mı yok mu hala anlamış değilim. Bari fiyatını öğrenebilseydim. Zaten online satış sitesi olsa bile bir geyik kafasına kaç para ister onlar şimdi biliyor musun sen? Geyiğin kafasını almışlar kağıtla kaplayıp boyamışlar.
Sizin bildiğiniz ucuz yollu geyik kafası satan bir yer var mı acaba?
🙂

Biraz önce gittigidiyor.com’da geyik başı aradım karşıma t-shirler çıktı. Google da aratayım ama türkçe sayfalarda olsun dedim.
Karşıma BU çıktı. Korktum sabah sabah. Halim içler acısı:)


Bu gece nasıl mutlu oldum anlatamam. Anneannemin evinde çoook eski ahşap görünümlü ama aslında mikadan yapılmış oymalı çerçeveleri arıyordum Kİİİİ… Ahşap, eski püskü, tozlu bir kutu içinde bizim ailenin fi tarihinden kalma fotoğraflarıyla karşılaştım. Fotoğrafların bazıları öyle eski ki dokunmaya korkuyorsun. Aslında bu kutuyu kardeşimle birlikte seneler öncede bulmuştuk ve saatlerce içindeki fotoğraflara bakmıştık. “Acaba bu kim?, Aaa anneme bak ne komik hehehe, ahahaha şu pantalona bak vs vs…” diye geyik yapmıştık. Sonra kutu yine ortalardan kaybolmuştu. O sıralar ikimizinde başında kavak yelleri estiği için kutunun akibeti pekde umurumuzda olmamıştı sanırım. Neyse şimdi o kutuya ve içindeki harika fotoğraflara tekrar kavuştum. En çok da dedemin bir sürü fotoğrafı olmasına seviniyorum.
hem okul çantası hem de kızak: Bu kutu annemin ilkokul çantasıymış.
Anneannem’e
– Anne’ciğimi bu çantayla mı okula gönderiyordunuz? Zavallıcık… dedim.
O da bana;
– Eee kızım biz annene güzel, deri bir çanta almıştık ama o çantanın üzerine oturup, karda kızak yapıp kaydığı için parçalamıştı. Bizde bu tahta kutuyla göndermiştik, bununla da kayıyordu dediiiiii:)))
Annemi bu kutu üzerinde, karda kayarken hayal edip katıldım tabii gülmekten.
YARAMAZ KADIN SENİİ.)
İşte bu sebeple kutu benim için ayrıca bir değerli. Onun için güzel planlarım var.
Fotoğrafların fotokopilerini çektirip kolajlayacağım ve kutunun orjinalliğini bozmadan yenileyeceğim.

İşte Anneannemin evindeki arkeolojik kazımın asıl amacı olan oymalı, mika çerçeveler:
Soldaki ben, sağdaki ikizimin teki:) Terliğimin diğer teki demiş gibi bişey oldu ama gerçekten öyle. Çift olup tekken pek bir işe yaramayan şeyler vardır ya. İşte biz ikizlerde öyleyiz. Terlik, kol düğmesi, çorap, eldiven vs vs gibi:)

Anneanne’ciğim ve Dede’ciğim Dedem sizlere ömür, vefaat etti. Onu hepimiz çok özlüyoruz. Albert Einstain gibi adamdı vallahi. Kutu içinde dedemin öyle çok gençlik fotoğrafı var ki bizim aile için hazine değerinde o kutu.

Şimdi bu çerçeveleri ne yapıcağıma gelirsek.
Kapkara Camdan Kelelebek olarak tabii ki kapkara boyayacağım ve salonuma asacağım. İrili ufaklı birçok çerçeveyi bir araya getirip bir duvar dekorasyonu oluşturmayı düşünüyorum. Aslında size göstermek istediğim fotoğrafı bulamadım duvar stickerları ile oluşturulmuş olan bir tane buldum. Şuna benzeyecek:

Çalışmalara başladım ve bir tanesini siyah akrilik boyayla boyadım bile. Elimde 3 tane büyük boyutta çerçeve var. 4 tanede küçük ve orta boylarda oymalı süslü, püslü çerçeve bulup onlarıda siyaha boyayacağım. 7 tane çerçeve istediğim havayı yaratmaya yetecek sanıyorum. 3 tanesinin içene koyacağım fotoğraf zaten belli. Diğer 4 tane küçük çerçeveyede kutudaki eski fotoğraflardan uygun olanları yerleştirmeyi düşünüyorum.
Böylece vintage, kitsch, nostaljik, dekoratif, işlevsel bir duvar dekorasyonuna sahip olabileceğim.
Vaay be…



Bu kutudan sadece bana değil birçok kişiye sürprizler ve güzellikler çıkacağa benziyor. Kutu ve çerçevelerin yapım aşamaları geliştikçe paylaşmaya devam ederim.


Kayra’cığımın oyuncakları arasında bulduğum makyaj kutusunu kendisinden izinsiz alarak böyle kiç mi kiç bir kutu ortaya çıkardım.Sanırım bunun için kendisi bana kızmaz. Bu kutuyu parçalamayacak yaşa geldiğinde kendisine vereceğime buradan herkesin önünde söz veriyorum:)
Gelelim işimize:
İçi siyah kadife kaplı, açıldığında çift katlı olabilen gayet güzel bir makyaj kutusu kendisi. Dışı ise alüminyum kaplı.
Ölçüleri:(16cm X 11cm X 11cm)
*Kullandığım malzemeler*
Flormar oje(no:382)(evde seramik ya da vitray boyası yoktu bende bununla pembe benekler yaptım:)
Silikon tabancası, renkli organze kurdaleler, organze kelebek süs, lastikli pembe kurdale, birde rengarenk kenarlarda kullanmış olduğum su taşı gibi birşey. (Ben dikiş nakışla ilgili bazı malzemelerin ismini bilmiyorum ya da yanlış biliyor olabilirim. Bu konuda yorumlarınızda beni uyarırsanız sevinirim.)

Flormar 382 ile harika renkte benekler yaptım. Fotoğrafta renk çok belli olmuyor ama çok şeker bir renk. Bunu tırnağınızda da deneyin mutlaka Yaz için süper neşeli bir ton.

Renkli su taşını silikon tabancasıyla kutunun kenarlarına yapıştırdım.

4 adet iri sarı renkte boncuğu kutunun altına ayak olacak şekilde 502 yapıştırıcıyla yapıştırdım. Renkli organze kurdaleleri uzunca kesip sap kısmına fiyonk yapıp bağladım ve silikonla yapıştırdım.Fiyongun üzerinede turkuaz renkli kelebeği kondurdum.

Kutunun kapak kısmına ise şeker pembesi renginde organze lastikli kurdaleyi yapıştıdım. Kitsch (kiç) kutum böylece bitmiş oldu. Daha başka boyama ve süslemeler de yapabilirim aslında. Fakat bu gecelik bu kadar abartı yeterli diye düşündüm. Kafama eserse birde barbi bebek kondurabilirim kapağın üstüne.
Anneannem kutuyu gördüğünde “Aaa ama tüy kondurmamışsın kutunun üstüne” dedi.
Kadıncağız haklı bugünlerde ne yaparsam üzerine tüy dikiyorum. Bu tüysüz oldu:)



Kitsch (‘Kiç’ diye okunur) varolan bir tarzın aşağı bir kopyası olan sanatı sınıflandırmak-ifade etmek için kullanılan Almanca bir terimdir. Bu terim ayrıca, kibirli ve bayağı bir tada sahip şeylere ve ticari kaygılarla üretilmiş olan banal ve sıkıcı ürünlere gönderme yaparken de kullanılır. Vikipedi, özgür ansiklopedi tam olarak böyle açıklıyor kiçin tanımını.

Türk Dil Kurumunun yaptığı tanımıyla ise Kitsch(kiç); İlkel yollardan duyguları harekete geçirmek isteyen SÖZDE sanat eseri.

Birde ekşi sözlüğe bakayım dedim ve tam anlamıyla benim hissettiklerimi anlatan bir tanımla karşılaştım. Tanımı yazan lucretia borgia nickli ekşi sözlük yazarı:

“utandığın ama için için sevmekten de vazgeçmediğin, vazgeçemediğin şeyler olarak da tanımlanabilir pekala.(eğer kitsch olumsuz bir kavramsa senin için)
kitsch tatlı bir günahtır.
kitsch çirkinin içinde şiirseli bulmaktır.
kitsch çocukça zevk almaktır.
kitsch yerleşik zevke ve olağanlığa bir cevaptır.
teyzelerin ev oturmasına giderken yanında götürdükleri rugan terliklerdir,
ayrıca beylerbeyi tünelinin beyaz fayansla kaplı duvarlarıdır,
ayrıca…palmiye şeklinde gece lambasıdır…
ya da çocukluğumda çok hoşlandığım ve akıllı uslu gerçekler dünyasında hiçbir yeri olamayacayını çok sonra kavradığım eğlenceli nesneler/kavramlar silsilesidir.”

Evet işte bu… Diğer tanımlar içinde en çok bana uyan, beni anlatan açıkçası işimede gelen tanım bu oldu:) Kitschi araştırırken birde baktım ki modern sanat, moda, tasarım adına beğendiğim ne varsa neredeyse hepsi kiç olarak sınıflandırılıyor. Anladım ki bende onlardanım. Ilove Kitsch. (Bakın bu davranışım bile kiçmiş aslında. Okudukça öğreniyorum.) Ben alt tabakadan, düşük beğenileri olan, kokoş bir blog yazarıyım. Olacak o kadar…

SEVDİĞİM ÖRNEKLER:
Gin&Tonic’s Lairy Cuckoo Clock
Three guns vase by Suckuk
Kitsch Tumbler Set 8 – Small

Leandra Holder Kitsch 1950’s Childhood Bracelet
http://www.pagog.com/2009/01/07/seashell-house-in-mexico-city/

BUNLARDA KANIMIZDAN CANIMIZDAN KİÇ ÖRNEKLERİ:




Bir de mutlaka hatırlarsınız dolmuşların, minibüslerin arkasında mutlaka dantelden örülmüş, dilimlenmiş karpuz olurdu. Sanırım şoförlerin nişanlıları çeyizlerinde bunu mutlaka örüyorlardı. Yani öyle tahmin ediyorum. “Çeyizinde dantel karpuz dilimi olmayan kıza şofÖr eş vermiyoruz” diye bir kanunda o sıralar yürürlükte olabilirdi. Geçmiş zaman tam emin değilim.
Ha nasıl unuturum… Kafası sallanan ve sallandıkça midemi bulandıran, sevimli bir köpecik ve olmazsa olmaz küre şeklinde bir pusula vardı bir zamanlar dolmuşlarda.
Köpeğide, pusulayı da, dantel karpuz dilimini de görsellerde bulamadım. Onun yerine bu son resimle idare ediverin.(nostaljide yaptık)
Dantel karpuz dilimi