Archive for the ‘çatlak patlak’ Category

Ayağım yeni düzelmeye başladığı için rahatlığım ön planda şu aralar.
Bu yüzden Yeşil Kundura‘dan en güzel çirkinlerden üsttekini sipariş verdim. 4-5 gün içinde kavuşmayı ümit ediyorum.Hafif ve kaymayan bir terlik olduğu için bunları tüm yaz ayağımdan çıkarmayacağıma eminim. Bir de şu alttaki leopar desenli crocs ayakkabıya bayıldım. Düşüşüm düz bir babetle kayarak olduğu için artık babetleri giyerken bile korkuyorum. Bu yüzden bunlarda hem güvenli hem de kokoş oldukları için pek sevimli geldiler gözüme. Onu da alıp almamak arasında gidip geliyorum:)


Crocs indirimde değildi ama diğer bir çok şık ve rahat ayakkabı indirime girmiş. Mutlaka bir göz atın.İndirimdeki ayakkabılardan bir de şu alttaki modeli aldım. Sağ ayağım baya şiş olduğu için bu tarz bilekten bağlı ayakkabılar henüz olmuyor bana. Fakat yine de dayanamayıp aldım.
Umarım ayağımın şişliği biran önce iner de bunları giyebilirim:)

ALÇIM AÇILDI :)

Posted: July 21, 2010 in çatlak patlak
Nihayet 10 Haziran’dan beri alçıda olan ayağım bugün açıldı. 6 haftalık sıkıntım son buldu.
Alçıdan kurtulunca ben hemen yürüyebilirim sanmıştım ama öyle değilmiş.
Bir süre koltuk değneksiz yürüyemiyeceğim. Bu arada fizik tedaviye gideceğim.
Fakat buna bile müthiş sevindim.
BUGÜN GEREKTEN ÇOK MUTLUYUM:)

Bileğim kırılıp alçıya alınınca “Tamam şimdi yandım ben. Yazın ortasında hareketsizlikten kilo alıcam.” dedim. Hatta bazı blogger arkadaşlarım beni bu konuda uyardılar.
Bende ya kilo alırsam, zaten zayıf değilim daha da kilo alırsam ne olucak diye kara kara düşünmeye başlamıştım.
Fakaaat düşündüğümün tam tersi oldu. Kilo verdim…
Hem de belirgin bir şekilde. Hem çok hareket etmeyip hem de kilo vermiş olmamın sebebi:
bol su içmem ve aklıma estikçe yediğim aburcuburları yiyememiş olmamdır.
Neredeyse bileğimin kırılmış olmasına bile sevineceğim yahu:)

ÇATLAK PATLAK-1

Posted: June 19, 2010 in çatlak patlak

Son durumları sizinle paylaşayım istedim.
Ayağımdaki şişlik indiği için ilk yapılan alçı çıkarıldı ve dizime kadar daha şık bir alçı yapıldı:)
6 haftalık sıkıcı bir süreç başlamış oldu. Ağustos ayının başına kadar bu şekilde olacağım. Alçıma şık bir imza çaktım. Üzerine de düştüğüm tarihi yazdım. (10/06/2010)
Şu an Anne’ciğimin kanatları altında şımartılıyorum. Dergileri, gazeteleri en ince ayrıntısına kadar okuyorum. Kitap da okuyorum tabii.

Hatta evlendirme programlarını bile izliyorum. Ziyaretime gelen annemin komşuları ve akrabalarımla yorumlar yapıyorum. Ozan beyin haline üzüldüm. Adamcağız baya evlilik moduna girmiş halbuki. Olacak iş değil. İşgüzarın biri kızın müstehcen fotolarını Ozan’a beye yollamış kızın foyası meydana çıkmış. Cık cık cık yazık. (Ozan bey kimdir? derseniz boşverin. bilmiyorsanız birşey kaybetmiş olmayacaksınız. Bu arada adamın ismi Ozan dı sanırım, tam emin değilim:))
Hala Aşk’ı Memnu’yu zamanda izlemeyi başaramadım. Zaten geçen perşembe günü de sezon finaliymiş sanırım. Dizinin eski bölümleri gündüz kuşağında kopuk kopuk 1-2 kez izledim. Bir başını bir de sonunu izlesem olacaktı. Konu hep aynı zaten. Diziyi bu kadar popüler yapan konusu değil anladığım kadarıyla. Bihter’in külodu, Behlül’ün t-shirtü, Firdevs hanımın bilmemnesi yüzünden meşhur. Diziyi izlediğimde anladım sebebini. E haklarını yemeyim hepsi çok şık.
Dünya kupası Güney Afrika’da Johannesburg’da yapılıyormuş bunu da öğrendim.
Son 1 senedir izlemediğim kadar çok TV izledim bir hafta boyunca. Ben TV izlemem çok kültürlüyüm, entelim, dantelim, elimden kitap düşmez gibi bir tavrımda yok. Sakın beni yanlış anlamayın. Fakat gerçekten TV izlemek bana göre değil. Çok sıkılıyorum ve hemen uykum geliyor. Beni mayıştıran bişey o yüzden izlemiyorum.
Bunun yerine küçüçük fıçıcık içi dolu malzemecik olan odama girip bu blogda gördüğünüz antin kuntin şeyleri yapıyorum. Çok da zevk alıyorum yani alıyordum:( Annemde olduğum için bu işlerimi yapamıyorum. Okuduğunuz üzere psikopata bağlamış şekilde her türlü programı izliyorum. Kolonya şişeşi etiketi dahil her türlü yazılı basını okuyorum.
Amaaa yarından itibaren annemin yaptığı cicileri göstereceğim size. 1 senedir BUSMEK’in açtığı takı tasarım kursuna devam etti. Yaptığı takılar tam benim tarzım olmasada gayet başarılı buluyorum kendisini. Çok ince işler yapıyor. Payeto tekniği diye bir teknikle boncukları işleyip baya zor işler yapıyor. Yarın fotolarını çekip sizinle paylaşacağım.

Çok uzun yazdım. Okumayıp kaçacaksınız diye korktum, tamam kesiyorum.
Arkası yarın…

SEVGİLER:)

Ha sahiii kakara kikiri yapılacağı sırada bayrak taşıyan sevgili arkadaşlarım,
beni aramadığınız , ziyaretime zahmet edip gelmediğiniz için hepinize teesüflerimi bildiriyorum.
Bazıları geçmiş olsun diye bir mail atmadı, aramadı bile. Beni blogdan izleyip, takip eden, hiç tanımadığımİNSANlar bile geçmiş olsun dilediler benim için üzüldüler. YA SİZ?
E yuh yani, ama yazdım bir kenara…
Anneciğimin komşuları bile sizden daha vefalı. Hıııh…
(Laf aramızda bunları söylemesem çatlardım.)